RSS
8 Mar 2010

Ülkemizi sattırmayalım

Yazar: Berkay | BulunduÄŸu Yer: Mektup
Translate to German Translate to Spanish Translate to French Translate to Italian Translate to Portuguese Translate to Japanese Translate to Korean Translate to Russian Translate to Chinese

IGDWR TOP 100

YÖNETENLERİ TANIYALIM, ÜLKEMİZİ SATTIRMAYALIM!!!!


1991 YILINDA SADDAM’DAN KAÇAN KÜRTLER, BİR EKMEK SATIN ALMAK İÇİN ALYANSLARINI VERİYORLARDI.

AÇ KALAN İÇİN EN DEĞERLİ ŞEYİN YİYECEK OLDUĞUNU HERKES BİLİYOR.. BİZİ YÖTETENLER BİLMİYOR MU?
YOKSA???

İçimizdeki Tehlike

Prens Charles‘in Türkiye ziyaretini herkes baÅŸka bir açıdan
değerlendirdi. Kimi için cami ziyaretleri, kimi için Mevlana hayranlığı,
benim için ise ayrılırken uçağına doldurduğu kasalar dolusu sebze
önemliydi.

Koca Prens Türkiye’nin domatesine muhtaç deÄŸildi herhalde.

Öyleyse bir anlamı olmalıydı bu kasaların.
Evet, Prens yanılmıyorsam Kaz Dağı’nda kendisi için yetiÅŸtirilen organik
sebzeleri ülkesine götürüyordu.
Meğer o civarda yaşayan birkaç aile sürekli kraliyet ailesinin sebzesini yetiştiriyormuş ve kraliyet ailesi sadece bu sebzeleri kullanıyormuş.

Meclis BaÅŸkanı Köksal Toptan’ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde CumhurbaÅŸkanı Talat ile aralarında şöyle bir konuÅŸma geçtiÄŸini hatırlıyorum;

CumhurbaÅŸkanı Talat, Toptan’a bir yemek sırasında ‘Türkiye’de en son
yediÄŸim domateslerin tadı hala damağımda’ demiÅŸti. Bu konuÅŸma üzerine
Toptan, Talat’a ‘En kısa zamanda size hormonsuz Anavatan domatesleri
göndereceÄŸim’ sözü vermiÅŸti.

Meclis BaÅŸkanı Toptan kendisinden sonra Kıbrıs’a giden CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül’e hormonsuz domatesleri emanet ediyor, CumhurbaÅŸkanı Gül de Toptan’ın bu masum ricasını yerine getiriyordu.

Meclis BaÅŸkanı Toptan’ın Ankara’da ancak bir hafta araÅŸtırma sonucunda hormonsuz domates bulabildiÄŸini de okumuÅŸtum o dönemde. Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduÄŸumuzun farkında mısınız?

Gelelim iÅŸin teknik meselesine.

Tarım ve Köy iÅŸleri Bakanlığı’nda
115 bin kişi çalışıyor.
70 tane üniversitemiz,
30 tane ziraat fakültemiz,
50 tane tarım araştırma enstitümüz,
10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var. Bir tanesi de bu blog u hazırlayan kişi yani ben :)

Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı.

Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail.

Domuz geni yerleştirilmiş domates, AIDS mikrobu bulaştırılmış kavun
haberleri biraz spekülatör olabilir ama İsrail tohumu olayının kesinlikle
öbür madalyon tarafı da var.

İsrailli araÅŸtırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiÅŸtirdiÄŸini Åžalom Gazetesi’nin internet sayfasından okumuÅŸtum.
İstediÄŸiniz ÅŸekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp ÅŸeklinde, salatalık ÅŸeklinde, dilimli…

Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.

Gelelim baÅŸka doÄŸrulara.
Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.

Yani İsrail’den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz. Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu.

Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz.

Genetik tohum o toprağ a da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız.

50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık
tamamen kullanılmaz hale geliyor.


Buna en güzel örnek
Türkiye‘nin patates deposu olan NiÄŸde ve NevÅŸehir bölgelerinde yetiÅŸtirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir.

Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava….

Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor.

Bütün bu acı tabloya raÄŸmen Türkiye‘de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi iÅŸletiliyor.

Ne korkunç.
Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa uluslararası mahkemede yargılanacak!

Åžu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke iÅŸgal altındaki Irak’tır.

İkincisi de biz olacağız.

EY VATANDAŞ AKLINI BAŞINA DEVŞİR !!!

SOR SORUÅžTUR, BOÅž DURMA

Benzer Konular

Etiketler:

Yorum Gönder

You must be logged in to post a comment.