Ana sayfa Makale İnka, Maya ve Aztek Uygarlıklarının Yok Edilişi

İnka, Maya ve Aztek Uygarlıklarının Yok Edilişi

373
0
PAYLAŞ

İnka, Maya ve Aztek Uygarlıklarının Yok Edilişi

1453 de İstanbul’un Türkler tarafından işgal edilerek alınması ile Avrupa’dan Hindistan’a ulaşan ipek yolu Avrupalılara kapanmış oldu. İspanyollar ne yaparım da Hindistan’a giden yollara sahip olabilirimin peşine düştü. Kaptan Kristof Kolomb önce Portekiz kralından denize açılabilecek maddi destek yardımı istedi; fakat olumlu yanıt alamadı. Bunun üzerine İspanya Kralını “hep doğuya giderse Hindistan’a varabileceğine inandırdı. Zaten bir buçuk asır önce yani 1254-1324 yılları arasında Marko Polo denen gezgin ve coğrafyacı Orta Doğuya ve Uzak Doğuya yaptığı gezi sonucu oralarda gördüğü zenginlikleri anlatarak Avrupalı’ların doğuya karşı merakını ve iştahını arttırmıştır. İspanyollar kaptana gerekli maddi desteği verdi; çünkü doğudan elde edeceği zenginlikler ve altın zaten masrafları karşılardı.

İşte Kristof Kolomb 6 Eylül 1492 de 3 gemi ile Kanarya adasından yola çıktı. 63 gün sonra Hindistan’a geldiğini zannederek “Kutsal Kurtuluş” anlamında ayak bastığı karaya San Salvador adını verdi. Oradan 28 Ekimde Küba’ya, Aralık’ta da Haiti’ye ulaştı. Kolomb bu yeni yerlerde getirdikleri insanların bazılarını bırakarak İspanya’ya geri döndü. Yeni yerler bulunmuştu; ama İspanya’ya yeterince ganimet ve altın getirememişti

Kolomb… Bu sebeple gözden düştü, tekrar sefere gitmek isteğinde kral ve kraliçe destek vermedi. Bunun üzerine Kristof Kolomb 1504 de onların desteği olmadan eski 4 gemi ile yola çıktı. Haiti ve Küba’ya geldiğinde gördü ki orada bıraktığı İspanyollar yerli halk olan Maya, Astek ve İnka’ları yok ediyorlar, eziyet ediyorlar; mani olmak istedi, bu kez İspanyollar Kristof Kolomb’a saldırdılar. Kolomb, kral Ferdinant tarafından görevden

alındı, kendi başına batmak üzere olan gemisi ile Jamaika’ya ulaştı. Burası henüz koloni değildi. Bir sene burada yaşadıktan sonra kaptan Diego Mendez onu İspanya’ya götürdü, hasta yaşadığı son günlerinde İspanya’ daydı.

Kristof Kolomb Amerika’ya gelmişti; fakat orayı Hindistan zannetti.Seneler sonra İtalyan coğrafyacı ve gemici Ameriko Vespucci, buranın yeni bir kıta olduğunu söyledi ve onun adı yeni kıtaya verildi ve yeni adanın adı farkedenden dolayı Amerika oldu. Yeni kıta bütün Avrupa’nın odak noktası haline geldi. Her milletten insanlar yeni kıtaya koştu. Gemiler tıka basa dolup taşıyordu. Yerli halk bu gelen insanlarla toprağını, aşını paylaştı; Fakat gelenler, toprağın tamamını istiyorlardı. Onlar yerli halk, ilkel bir yaşam sürüyorlardı. Silah olarak ok yay mızrakları vardı. Yeni gelenler ateşli silahlara sahipti. Bütün bu bilgileri kral tarafından Amerika’ya gönderilen ilk din adamı Bartelome Las Casas ‘dan öğreniyoruz. Casas yerli halkın katledildiğini karşı koyanların köpeklere parçalatıldığını, oyun olsun diye emzikteki bebeklerin anne göğsünden alınarak en uzağa fırlatma yarışının yapıldığını, yine eğlence olsun diye İspanyol askerlerinin yerli halkın kulağını burnunu kestiklerini yazmış, Casas bir fırsatını bularak bütün bunları kral Ferdinant’a anlatmıştır. Orada yaşayan yerli halkın haklarını koruyan bir belge almıştır kraldan. Tarihçiler bunun ilk insan hakları belgesi olduğunu söylerler. Casas, “Hıstoria de Las İndias” yani “Kızılderililer’in Tarihi” eserini yazdı. Kızılderililer’i köleleştirmek yerine hırıstiyanlaştırmanın daha erdemli bir iş olacağını anlatan bir başka eseri dikkat çekti. Yine Casas’ göre 1520 de yani İspanyollar Peru’ya geldiklerinde yerli halkın nüfusu 10 milyondu, 1560 da 2.5 milyon, 1590 da 1 milyon 300 bin kalmış. Ya katledilmişler ya sefaletten helak olmuşlar. Çünkü İspanyollar yerli halka yaşama şansı tanımamış, öyle ki, esir edilen kızılderili kralı Atahualpa canını kurtarmak için kendini esir alan İspanyollara sarayındaki altın gümüş ne varsa, som altından taşları olan satranç takımını vermiş, sonradan İspanyollar altınları eriterek külçe haline getirmişlerdir. kralı da intikam alır düşüncesiyle halkının gözü önünde diri diri yakmışlar. Aşağıda belirttiğim belgede bir resim var, bana çok ilginç geldi: bazı yerliler kendilerine zülum eden, altınlarını çalan İspanyollar’dan güçleri yettiklerini yakalamışlar, çaldıkları altınları eriterek çalanların boğazlarına dökmüşler…

İspanyollar’ı daha iyi tanımak için biraz daha geriye gidersek: İspanyollar 7 asır İspanyol topraklarında saltanat sürmüş islamları, islam din ve kültürünü uzun uğraşılar sonrası yok etmiştir. 1492 yıllarında İspanya’da yaşayan Yahudilere yaptıkları zulumlerden pek çok yahudi İspanya’yı terke zorlanmış, pek çoğu Osmanlı tarafından kabul edilmiştir. Bu Yahudilere seferad yahudisi denmiştir. İspanyollar özellikle Müslümanlara karşı verdikleri mücadelede, hem çok masraf etmiş, hem çok yorucu olan bu uğraşıdan sonra yeni para kaynaklarına gereksinim duymuşlardır. Ümitleri doğunun zengin kaynaklarıdır. Katolik hıristiyan kral Ferdinant yeni topraklardaki halkın hıristiyanlaştırılmasıyla İspanya’yı ve zaferini taçlandırmak istiyordu. Nitekim katledilenlerden arta kalan yerlileri hıristiyanlaştırdılar.

Dün Amerika’nın yerli halkları Aztek, Maya, İnka’ları yok eden, İspanya’da müslümanları ve kültürlerini tarihe gömen, yahudileri kovan İspanya’nın torunları bu gün “medeniyetler birleşmesi” adı altındaki proje için, müslüman bir devletin Türkiye’nin Başbakan’ı ile eş başkanlık yapıyor….

Tarih kendini yazıyor. ne denir!?…

Kaynak: ABD’nin keşfi, Haber Türk Tarih Dergisi, Nezih Uzel